"Alman vatandaşlığına geçmekte tereddüt etmeyin" Başbakan Erdoğan'dan gurbetçileri önemli tavsiyeler
19.04.2009 16:32 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Almanya'da yaşayan Türk kökenli Alman vatandaşlarına, genel seçimlerde mutlaka oy kullanmaları çağrısında bulundu.
Eski Almanya Başbakanı Gerhard Schröder'in 65. doğum günü davetine katılmak amacıyla Hannover kentinde bulunan Başbakan Erdoğan, burada Türk sivil toplumu örgütü temsilcileriyle bir araya geldi.
Başbakan Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, Almanya'daki Türk kökenli Alman vatandaşlarına oy kullanmaları çağrısında bulunarak, şunları kaydetti:
"Almanya'da eylül ayında seçimler var. Bu seçimlerde bir defa kesinlikle buradaki soydaşlarımız, kardeşlerimiz sandığa gitmelidir. En ufak bir ihmal olmamalıdır. Aranızda değerlendirmeleri yapmalısınız, kararlılığınızı ortaya koymalısınız ve sandığa gitme konusunda tüm sivil toplum örgütleri olarak seferber olmalısınız, Alman vatandaşı olan tüm gurbetçi kardeşlerimizi ne yapıp yapıp sandığa götürmelisiniz.
Unutmayın, bazen öyle anlar gelir ki, birkaç oy ülkenin mukadderatında sizlerin gönüllerinden geçene tercüman olacak bir neticeyi doğurur. Bu nedenle bu oylar çok önemli. Muhakkak sandığa gidin, muhakkak sonuç üzerinde etkili olacak oylarınızı kullanın. Bunu özellikle sizlere ifade etmek istiyorum. Başbakanınız olarak, bir siyasetçi olarak, oyun ne demek olduğunu bilen biri olarak bunu sizlere hatırlatmayı faydalı görüyorum."
Almanya'da yaşayan Türklerin Alman vatandaşı olmaları konusunda da çekinmemelerini isteyen Erdoğan, "Burada yaşayan vatandaşlarımız Alman vatandaşlığına geçmekte tereddüt etmesinler. Bunu altını çizerek söylüyorum. Buna başka bir kılıf aramaya gerek yok. Burada rahat olun. Vatandaşlık almanın hakların teşkilini garanti edeceğini unutmayın. Bunu özellikle yaşları 18 ve 23 arasında olan ve bir tercih yapılmak durumunda bırakılan gençlerimiz açısından söylüyorum" diye konuştu.
Dil öğrenme konusunda da Türklerin hiçbir tereddüt göstermemeleri gerektiğini ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bunu kesinlikle başarmalısınız, başarmalıyız. Tabii ki yavrularımız, gençlerimiz en iyi şekilde Türkçe'yi öğrenecekler. Türkçe'yi öğrenmeyen en iyi şekilde Almancayı öğrenemez. Önce bunu ciddi şekilde başarmalıyız. Zaten dil eğitiminin esası budur. Önce kendi dilini iyi bileceksin ki yabancı dili öğrenebileceksin. Tabii bunun yanı sıra diğer bazı dilleri öğrenmeyi de yavrularımız için ihmal etmeyin. Burada yaşayan çocuklarımızın geleceği ve avantajı işte bu vatandaşlık anlayışı olacaktır. İyi bir eğitim almak ve iyi derecede Almanca öğrenmek, Almanya'nın siyasi, ekonomik, kültürel ve ticari yaşamına katkı ve katılımda bulunmayı da kolaylaştıracaktır. Buradaki sivil toplum örgütlerinin de buradaki vatandaşlarımızın eğitimi ve kültürel hakları konusunda hassasiyet içinde olmalarını bekliyoruz. Vatandaşlarımızın en iyi şekilde yönlendirilmeleri sizlerin aracılığıyla olacaktır."
-"KENDİNİZİ YALNIZ HİSSETMENİZE ASLA RAZI OLMAYIZ"-
Avrupa'da yaşayan Türklere yönelik ayrımcı uygulamalara ve saldırılara da değinen Erdoğan, bunlardan büyük üzüntü duyduklarını belirterek, şöyle konuştu:
"Almanya'daki Türklerin huzur ve güvenliği ikili ilişkilerimizin en önemli boyutudur. Bunun da altını çizmek istiyorum. Yetkililerden bu tür saldırıların faillerinin en kısa zamanda yakalanmalarını, hak ettikleri cezalara çarptırılmalarını ve benzer olayların meydana gelmesinin önlenmesini ve gerekli önlemlerin alınmasını bekliyoruz. Yetkili makamların bu konudaki duyarlılıklarımızı paylaştıklarını da biliyoruz.
Uğradığınız mağduriyetin giderilmesi için hukuki yollara başvurmanız önem taşıyor. Başkonsolosluklarımız bünyesinde görev yapan hukuk danışmanlarımız, hukuk ve hukuk mekanizmalarından faydalanılmasına yönelik bireysel çabalarınızda sizlere yardımcı olmaya hazırız. Başta Dışişleri Bakanlığımız olmak üzere devletimizin tüm kurumları sizleri doğrudan ilgilendiren pek çok konuda önemli çalışmalar yapıyorlar. Bu çalışmalar önümüzdeki günlerde artarak devam edecektir.
Sizlerin burada kendinizi yalnız hissetmenize asla razı olmayız. Hükümet olarak vatandaşlarımızın ve soydaşlarımızın sorunlarını en hızlı ve en iyi şekilde çözmenin gayreti içindeyiz. Sizlerin de sivil toplum örgütleriyle birlikte daha fazla istişare ederek, daha fazla bir araya gelerek barış ve huzur içinde bizlere katkı vereceğinize gönülden inanıyorum.
Şundan emin olun, biz hükümet olarak yurt içinde ve yurt dışında tüm soydaşlarımızın ve vatandaşlarımızın başı dik ve alnı açık şekilde her türlü platformda varlık göstermesini hedefliyoruz."
-GURURLANDIRAN VE SEVİNDİREN RAKAMLAR-
Almanya'da yaklaşık 70 bin Türk işverenin bulunduğunu da kaydeden Erdoğan, şunları söyledi
"İşverenlerimizin yatırımı 7,5 milyar avroya, ciroları ise 33 milyar avroya ulaşmış durumda. Bu çok ciddi bir rakam. 33 bin kişi bu şirketlerde istihdam ediliyor. Bu rakamlar bizi ziyadesiyle gururlandıran rakamlar. Bu rakamlar bizi milletçe sevindiren rakamlar.
Bu başarıların Türkiye ve Almanya arasındaki her türlü ilişki ve işbirliğini daha iyi seviyelere taşınmak amacıyla kullanılması bizim en büyük arzumuz. Hiç kuşkusuz buradaki her bir vatandaşımız, bu noktada üzerine düşeni yapacaktır. Ancak asıl yük burada faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerimizin üzerinde olacaktır.
Almanya'daki Türk sivil toplum örgütleri her alanda öncü rol oynamak zorunda. Dünyada anavatanları dışında lobi faaliyeti gösteren ülkelere baktığımızda önemli bir yapıya sahip olduklarını görüyoruz. Sizler de aynı şekilde işbirliği yaparak ortak hedefler doğrultusunda buradaki vatandaşlarımızı harekete geçirebilirsiniz. Vatandaşlarımızın sivil toplum örgütleri etrafında daha çok kenetlenmesi bu toplumda sesinizi daha fazla çıkartmanızı sağlayacaktır. Çatı kuruluşları niteliğinde örgütlenmeniz de temsil niteliğinizi güçlendirecek, karakterinizin hükümetlerinize iletilmesine ve sorunlara çözümler üretilmesine yardımcı olacaktır."
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Almanya'da faaliyet gösteren Türk sivil toplum örgütü temsilcilerine, Türkiye'nin ve Türk ulusunun hedefleri doğrultusunda daha fazla sorumluluk üstlenmeye çağırdı.
Başbakan Erdoğan, Almanya'nın Hannover kentindeki Maritim Airport otelinde Türk sivil toplum örgütü temsilcileriyle yaptığı toplantıda, "Burada her biriniz, hem şahsen hem de sivil toplum örgütleri olarak Türkiye'yi temsil ediyorsunuz. Almanya'da faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri olarak temsil ettiğiniz kitlelerin haklarını en iyi şekilde savunduğunuzu da biliyorum. Bunun yanı sıra sizlerin ülkemizin çıkarları, ülke ve milletimizin hedefleri doğrultusunda daha fazla sorumluluk üstlenmenizi gönülden arzu ediyoruz" dedi.
Türklerin Almanya'da mutlu ve rahat bir şekilde yaşamalarının kendilerini her zaman mutlu ettiğini belirten Erdoğan, şunları söyledi:
"Türkiye'nin içte ve dışta güçlü bir yapıya kavuşması ekonomik anlamda güçlenmesi biliyorum sizleri de mutlu etmektedir, edecektir. Tabii dünya bir finansal krizi yaşadı, yaşıyor. Amerika'da başlayan kriz Avrupa'ya ve Türkiye'ye de ulaştı. Biz bunu en az zararla atlatmaya çalışıyoruz. Almanya başta olmak üzere dünyanın diğer ülkelerinde yaşayan soydaşlarımızla güçlü bir köprüyü kurmak zorundayız. Elbette bir gönül köprüsü vardır. Gönlünüzün ve kulağınızın yarısının her an Türkiye'ye dönük olduğunu da biliyorum. Ancak siyasi noktada, ekonomik, kültürel ve eğitim noktasında da bu köprüyü sağlamlaştırmak, geliştirmek, genişletmek günümüz dünyasında artık kaçınılmaz bir hal aldı."
Türkiye'de geçmişte bazı yanlış politikaların izlenmiş olabileceğine işaret eden Erdoğan, Türkiye'deki gelişmelerle ilgili olarak da şunları kaydetti:
"Geçmişte ihmalden, duyarsızlıktan, istismardan kaynaklanan bazı meseleler ortaya çıkmış olabilir, ancak bugün çok iyi bir vizyonla kararlı adımlarla soydaşlarımızla vatandaşlarımızı eşit bir anlayışla kucaklayarak yoluna devam eden bir hükümet işbaşındadır.
Türkiye'nin son 6.5 yıldır yaşadığı gelişmeleri sizlerin burada çok sıcak olarak izlemiş olduğunuzu tahmin edebiliyorum. Türkiye 10 yıl önce uluslararası platformlarda bir sorunlar ve krizler ülkesi olarak anılıyordu. Türkiye sık sık ekonomik krizler yaşayan, demokrasinin gelişemediği, demokratik açılımların yapılamadığı, kendini yenileyemeyen kronik meseleleri çözemeyen bir ülke olarak tanınıyordu. Ancak 6.5 yılda yaptığımız tarihi ve köklü nitelikteki reformlarla Türkiye'nin uluslararası alandaki imajını çok hızlı bir şekilde değiştirdik. Türkiye'nin ekonomik büyüklüğü, yani GSMH'si bugün 742 milyar dolara ulaştı. Göreve geldiğimizde bu rakam 230 milyar dolardı. Kişi başına milli gelir 2002 yılında 3 bin 311 dolardı. Bugün 10 bin 436 dolara yükseldi. Çok uzun bir zamandan sonra enflasyon ve Merkez Bankası faizleri tek haneli oranları gördü. Enflasyon en son mart ayında yüzde 7,9 oranında gerçekleşti. Geçtiğimiz perşembe günü de faizler 9,75 oranına çekildi."
AK Parti hükümeti olarak Türkiye'de bugüne kadar cesaret edip yapılamayan çok büyük reformları gerçekleştirdiklerini ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bankacılık sektöründe, mali sektörde, finans sektöründe tarihi adımlar attık. Yatırım ortamını iyileştirdik. Yerli ve yabancı yatırımlar noktasında tarihi rekorlar elde ettik. Bugünkü küresel kriz karşısında Türkiye çok sağlıklı bir duruş sergiliyorsa işte buradan kaynaklanıyor.
Ancak ülkemizde maalesef hedef saptırmaya yönelik bazı hastalıklar var. Bu hastalıklardan bir tanesi de küresel sermayeye karşı bir duruş sergileyen anlayıştır.
Bir küresel sermaye bir farklı ülkeye gidiyorsa risk onun içindir, gittiği ülke için değildir. Düşünün, bilmediğiniz tanımadığınız bir ülkeye gideceksiniz bu ülkede yatırım yapacaksınız. Burada kuracağınız fabrika ve tesislerde kim çalışacak. O ülkeden insanlar çalışacak. Ve bu ülkede yatırım yapacaksınız. Kazandığı sürece o ülkeye vergisini verecek. Ancak bunu kasıtlı olarak görmezden gelenler var. Bu mantık artık çok geride kalmış bir mantık.
Dünyada gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin geneli bu mantıklara artık prim vermiyor. Komünist ülkelerde bile artık böyle bir mantık yok. Bu ülkeler bile gerek özelleştirme gerekse yatırım için yabancı sermayeyi ülkeye çekmeye çalışırken bizde böyle bir tutucu düşünceyle ne yazık ki zihniyetleri, kafaları karıştırıyorlar. 'Ülkeyi satıyor' diyorlar. Bu hiçbir şekilde milliyetçilik olamaz. Bu aslında bir ekonomik faşizmdir. Bundan uzaklaşmak, bu anlayıştan sıyrılmak, ülkemizin geleceği adına bundan kurtulmamız lazım. Biz bu konuda gerekli adımları atıyoruz."
Krizin Türkiye'de diğer birçok ülkeye göre daha az olumsuz etkisi olduğunu, bunun bugüne kadar gerçekleştirilen yapısal değişikliklerden kaynaklandığını, krizin özellikle dar gelirliler üzerindeki etkisini en az düzeyde tutmaya çalıştıklarını kaydeden Erdoğan, "Tüm bu başarıları hükümetimizi övmek adına değil, ülkemizi ve ülkemizin potansiyelini övmek adına dikkatlerinize sunmak istiyorum. Türkiye potansiyelini açığa çıkartan, gücünü ortaya koyabilen, her türlü zenginliği, hem kendisi hem de bölgesi için bir istikrar unsuru haline getirebilen bir ülke olma yolunda ilerlemeye devam ediyor" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, sadece nisan ayında Pakistan ve Afganistan'la birlikte İstanbul'da üçlü zirveyi yaptıklarını, Londra'da yapılan G-20 zirvesinde ekonomik krizi görüştüklerini, yeni tedbirlerle ilgili kararlar aldıklarını ve Medeniyetler Forumunun ikincisini İstanbul'da yaptıklarını ve ABD Başkanı Barack Obama'yı Ankara ve İstanbul'da ağırladıklarını hatırlatarak, Türkiye'den tüm dünyaya etkili ve anlamlı mesajlar verdiklerini kaydetti.
Dünyadaki tüm ülkelerle temas ve görüşmelerini yoğun şekilde sürdürmeye devam ettiklerini belirten Başbakan Erdoğan, "Tüm bunlar Türkiye'nin rutin dış politika görüşmeleri değil. Tüm bunlar bu temaslar, bu ziyaretler dünyada gücünü ve etkinliğini artıran, saygınlığını artıran bir ülkenin, Türkiye'nin yeni durumuna işaret eden gelişmelerdir. Burası çok önemli. Türkiye istikrarlı oldukça, Türkiye güven zemininde ilerlemeye devam ettikçe her anlamda bugün bulunduğumuz seviyelerden çok daha yüksek seviyeleri yakalayabilecektir" diye konuştu.
Toplantıya, Türkiye'nin Berlin Büyükelçisi Ahmet Acet ve Hannover Başkonsolosu Aydın İlhan Durusoy da katıldı.
Kız arkadaş bulmaya vakti olmayan Japon bilgisayar mühendis çözümü teknolojide buldu..
Kanada’nın Ontario eyaletinde yaşayan Japon robot uzmanı ve bilgisayar mühendisi genç, işinden özel hayatına vakit ayıramayınca çareyi kendisine robot kız arkadaş yapmakta buldu. Li Trung’un 3 yıl uğraşarak yaptığı Aiko (Japonca aşk çocuğu anlamına geliyor) isimli robot 20’li yaşlarda bir genç kızı andırıyor ve 90-60-90 ölçülerine sahip. 20 bin dolara mal olan robot İngilizce ve Japonca 13 bin kelimeyi anlıyor. Her iki dili de konuşabiliyor. Silikonla kaplı olduğu için normal bir insan görünümünde olan Aiko söylenen şeyleri unutmuyor ve yapay zekasına kaydediyor. Gördüğü yüzü bir daha unutmuyor ve gazeteleri de sesli olarak okuyor. Muhasebe kayıtlarını tutabilen Aiko temizlik işlerini de elinden geldiğince yapıyor. En önemli özelliği ise seslerin tonuna ve dokunuşa göre tepki verebiliyor.
Orgazm taklidi yapıyor
Aiko’yu kesinlikle “seks amacı için” üretmediğini söyleyen 33 yaşındaki Japon mühendis, ancak robotun “şefkatli” dokunuşlarla “orgazm” taklidi yapabildiğini de ekledi. Robotunun 24 saat emrinde olduğunu dile getiren Li Trung, “Koku alma duyusu hariç her şeye sahip. O mükemmel bir kadın. Ama insanlar robotu görünce kafası karışıyor. Bir çok kişi beni tanrı rolü oynamakla suçluyor. Aiko’ya taş bile fırlatan oldu. Önümüzdeki 5 yılımı Aiko’yu geliştirerek mükemmel hale getirmek için harcayacağım. Gün gelecek o bana bakacak” diye konuştu.
70 yaşındaki Ahmet Tombul, evinin bahçesinde başı ezilerek ve bıçaklanarak öldürüldü.
ALMANYA'da yıllarca işçi olarak çalıştıktan sonra emekli olup memleketi Konya'ya yerleşen ve yalnız yaşayan 70 yaşındaki Ahmet Tombul'u, evinin bahçesinde başını sert cisimle ezip, bıçaklayarak öldürüldüğü iddia edilen 22 yaşındaki İsa Kaçmaz, polis tarafından köydeki evinde yakalandı. Olay günü Tombul'un komşuları evde bir çocuk sesi duyduklarını söylesi üzerine polis katil zanlısı İsa Kaçmaz'ı çocuk sesine benzeyen sesi ve konuşması sayesinde yakaladı. Kaçmaz, ifadesinde “Yakalanmasaydım birkaç yaşlı zengini daha öldürecektim. Pişman değilim. Çıkmamak üzere cezaevine girmek istiyorum” dedi.
Olay, 4 Aralık günü merkez Meram İlçesi Uzunharman Mahallesi Ekicik Sokak 29 numaralı müstakil evde meydana geldi. Komuşaların gelen gürültüler üzerine yaptığı ihbar üzerine olay yerine gelen polis, Ahmet Tombul'un cansız bedeniyle karşılaştı. Polis, Tombul'un başına sert bir cisimle vurulduğunu, vücudunda 6 bıçak darbesi bulunduğunu belirledi. Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ve Olay Yeri İnceleme ekipleri, olay yerinde ve Tombul'un evinde inceleme yaptı.
En karmaşık cinayetleri bile yaptıkları çok titiz çalışmalarla çözmesiyle ünlenen Konya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi ekipleri, Tombul'un komşularının ifadesini aldı. Komşuları, evden çocuk sesi geldiğini söyledi. Polisler, evde yaptıkları incelemede bir ayakkabı izine rastladı. Ayakkabının büyük numara olması üzerine polis, yetişkin fakat, çocuk gibi ince sesli olduğunu tahmin ettiği zanlıyı aramaya başladı. Polis, şüphelinin Tombul'un evinden kaçarken de çamurlu ayakkabılarının izlerini takip etti. Zanlının, bir rögar kapağına ayakkabılarındaki çamuru sildiğini belirledi. Polis, bölgede yaptığı detaylı çalışmanın ardından şüpheli, evli ve 3 yaşında bir kız çocuğu babası İsa Kaçmaz'ın, çocuk gibi ince sesli olduğunu komşularının ifadesiyle öğrendi. Kaçmaz'ın, olay yerine yaklaşık 1.5 kilometre uzaklıktaki evinden ayrılarak, ailesiyle birlikte Meram İlçesi Yenibahçe Köyü'ne gittiği belirlendi. Polis, köydeki eve operasyon düzenledi. Kaçmaz, polisin geldiğini fark edince evden kaçmak istediği kısa süren kovalamacanın ardından yakalandı.
İfadesinde, yalnız yaşayan, 3 kez evlenip boşanan ve 7 çocuğu olan 70 yaşındaki Ahmet Tombul'u para için öldürdüğünü, üzerinde bulunan 30 YTL'yi, saat, evinin anahtarlarını aldığını itiraf eden İsa Kaçmaz, “Kendisi ile tesadüfen sokak ortasında karşılaştım. Bahçesine çiçek dikecekti. Kum elettirmek ve çiçek diktirmek için adam arıyordu. Ellerinde ağrıların olduğunu söyledi. Ben de ‘Amca bu işte sana yardım ederim. Ben bu işi iyi bilirim’ dedim. Tombul ile 30 YTL'ye anlaştım. Bahçenin arka kısmına gittim. Gurbetçi olduğu için evinde daha çok para çıkabileceğini düşünerek bu işi yaptım. Evinin arka kısmında önce bıçaklayıp daha sonra başını taşla ezerek öldürdüm. Daha sonra anahtarlarını aldım. Evine girerek kağıt mendil, el feneri, kalem alarak evden kaçtım. Para bulana kadar birkaç zengini daha öldürecektim. Yakalanmasa idim, bayramın 2'nci günü, bir yaşlıyı daha öldürecektim. Pişman değilim. Çıkmamak üzere cezaevine girmek istiyorum” dediği öğrenildi.
Sabaha karşı saat 04.30'da Numune Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçirilen katil zanlısı İsa Kaçmaz, polisteki fadesinin ardından Cumhuriyet Savcılığı'na sevk edilecek.
19.01.2009 07:52 Bursa'da 9 yıllık eşini, internette izlediği porno filmindeki kadına benzediği için 22 yerinden bıçaklayarak öldürdüğü iddia edilen dokumacının yargılanmasına başlandı.
VİDEO İÇİN TIKLAYIN
Ağır Ceza Mahkemesi'nde, "kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsi istenen Y.Ö. (41) ilk kez hakim karşısına çıktı. İnternette izlediği porno filmindeki kadını, boşandıktan sonra barışıp birlikte yaşamaya başladıkları eski eşi A.C. zannettiği için öldürdüğü iddia edilen dokumacı Y.Ö., eşinin olay gecesi yaptığı konuşmasıyla kendinden geçtiğini söyledi.
Maktule ile daha önceden resmi olarak evli olduğunu söyleyen Y.Ö., "Evli olduğumuz dönemde eşim, bir fabrikada çalışıyor, kızım da o fabrikanın kreşine gidiyordu. Bir gün işe giderken üzerinde daha önce hiç görmediğim çok uçuk renkli bir kazak gördüm. Bu kazağı beğenmediğimi söyleyerek neden giydiğini sorduğumda cevap vermedi. Kreşte az kişi olduğu için öğretmenlerinin gelmediğini ifade ederek, evden ayrıldı. Üzerinde pardüsesi ve başörtüsü vardı. Aradan kısa bir süre sonra bir arkadaşın işyerine gittim. İnternette sörf yaparken, izlediğim bir porno filminde eşimin o gün giydiği kazağa benzeyen bir kazak giyen ve başörtüsünü aynı şekilde bağlayan bir bayanın erkekle sevişme sahnelerine rastladım. Kadının yüzü gözükmüyordu ama eşim olduğunu tanıdım. Sesi de duyuluyordu bunu da teşhis ettim" dedi.
"PORNO FİLMİNİ CEP TELEFONUMA ÇEKİP EVDE KARIMA İZLETTİM"
İnternetteki görüntüleri cep telefonuna çekip eşine izlettiğini ifade eden 2 çocuk babası sanık Y.Ö., "Evde yaptığım tüm aramalara rağman filmde kullanılan eşarp ile o uçuk renkli kazağa bulamadım. Eşim görüntüleri izlerken (Yüzüne bak görünmüyor mu?) deyince ona karşı olan şüphelerim daha da arttı. Kavga etmeye başladık. Durum jandarmaya yansıyınca karakolluk olduk. Halen devam eden iki davamız varken, eşime karşı boşanma davası açtım. Mahkeme kararıyla boşanıp ayrı yaşamaya başladık. Fakat eşim bu süre zarfında ikinci çocuğuma hamileydi bu yüzden tekrar barıştık" diye konuştu.
"KENDİMİ KAYBETMİŞİM SANIRIM CİNAYETİ MEYVE BIÇAĞIYLA İŞLEDİM"
Porno filmi yüzünden yaptıkları tartışmada karısını dövdüğü için hakkında açılan dava kapsamında bilirkişi incelemesine tabi tutulan görüntülerin eşine ait olup olmadığının teknik analizi için Ankara Kriminal Daire Başkanlığı'na gönderildiğini ifade eden sanık olay gününü ise şöyle anlattı. "O mutfakta bebeğe mama hazırlarken, bir avukatla görüştüğünü, kendi rızası halinde görüntülerin inceleme için Ankara'ya gideceğini söyledi. Ben de (Buna ne gerek var. Görüntüleri incelesinler sen de aklan) deyince kavga ettik. Kavga sırasında bana (Benim daha ne filmlerim var. Onları daha sen görmedin. Şimdiye kadar pezevenklik yaptın. Şimdiden sonra da yapsan ne olur?) deyince kendimi kaybettim. Ne yaptığımı hatırlamıyorum. Sanırım cinayeti oturma odasındaki meyve bıçağıyla işlemişim. Boşanma davasını açan oydu".
"ENİŞTEM OLAN İŞSİZ SANIK, ABLAMI DÖVÜP, PARASINI ALIYORDU"
Duruşmaya müşteki olarak katılan maktule A.C'nin (37) kardeşi H.C.(35) ise, "Eniştem olan sanığın cezalandırılmasını istiyorum. 3-4 yıl boyunca hiç bir işte çalışmayan sanık, çocuklarını görme bahanesiyle geldiği evde maktüle olan ablamı dövüp parasını alıyordu. Ondan şikayetçiyim" diye konuştu. Anne F.C. (57) de kızını öldüren eski damadından şikayetçi olduğunu söyledi.
MAKTULENİN SON SÖZLERİ "ÇOCUKLARIMA BAKIN" OLMUŞ
Duruşmada şahit olarak dinlenen maktülenin üst kat komşusu İ.G. (33), olay günü kapı zilinin çalması üzerine açtığında yerde kanlar içinde yatan maktuleyi gördüğünü belirterek, "Maktule kapının önünde yaralı halde yatıyordu. Son sözlerinde, (Beni kurtarın, çocuklarıma bakın) dediğini duydum. Daha önce görmediğim sanık gömleğinin düğmelerini ilikleyerek dışarı çıktı. A.C., çocuklarıyla birlikte yalnız yaşar işine gidip gelirdi. Anormal bir davranışını görmedim" dedi.
Sanık hakkında ayrıca, basit yaralama suçundan açılan kamu davasının mağduru A.C'nin şikayetini geri aldığı için davanın düştüğü, tehdit suçundan açılan her iki davadan da beraat ettiğini belirtirken, tahliye talebi reddedildi. Duruşma maktülenin küçük kızının şahit olaran dinlenmesi için ertelendi.